Anıl Kıral

Kişisel yazılar ve sektör üzerine karalamalar
Tarih
14 Haziran 2017
Kategori
Bizim Sektör
Okuma Süresi
3 Dakika

Ürünü değil, yapabildiklerini pazarlayın

Steve Jobs’un neden bu kadar başarılı olduğunu öğrenmek istiyorsak pazarlama dünyasının geleceğini belirleyecek küçük ama etkili tek bir örneğine bakmamız yeterli. MP3’lerin yaygın olarak kullanıldığı bir dönemde Apple, aslında piyasadaki bir çok MP3 ile aynı işleve sahip olan iPod ürünüyle pazara çok hızlı bir şekilde girmiş ve pazarı bir şekilde ele geçirmeyi başarmıştı. Bu başarıyı bu kadar hızlı şekilde elde edebilmesinin sebebi sadece ürünün iyi olması değil aynı zamanda pazarlamasının inanılmaz bir stratejiye sahip olmasıydı. Bu stratejiyi ben kaba tabiriyle markalarınız/ürünleriniz müşterilerinizle konuşsun olarak özetliyorum.

Apple’dan sonra her marka isteyerek ya da istemeyerek de olsa bu stratejiye geçiş yapmaya başladı. Bu strateji çatışmasının en başında yine Microsoft ve Apple geliyordu fakat günümüzde artık Microsoft bile o kaba memur şirketi yapısından çıkıp, Apple gibi müşterisiyle samimi arkadaş olmaya çalışan bir marka olmaya çalışıyor. Bu stratejiye dönülmesinin sebebi bana göre gittikçe bilinçsizleşen müşteriler. Bir çok kişinin aksine ben müşterilerin gittikçe daha fazla bilgi sahibi olduğuna ya da bilinçlendiklerine inanmıyorum. Aksine artık müşteriler satın aldıkları ürünlerin ne işe yaradıklarını ve ne amaçla kullanılması gerektiğini bilmiyorlar, bu konuda inanılmaz bir bilinçsizlik söz konusu. Bunun sebebi teknolojinin bu kadar hızlı bir şekilde ilerlemesi. Daha bir teknolojiyi tam olarak anlayamıyorken sadece bir sene içinde önümüze bambaşka bir teknolojiye sahip ürün geliyor. Bu da haliyle müşterilerin kullandıkları ürünü tanıyamamasını sağlıyor.

Apple -aslında Steve Jobs- bu konuyla ilgili olarak yazının başında bahsettiğim dahiyane fikri ortaya çıkardı. Tek bir ürün posteriyle birlikte belki de gelecek yüzyılın pazarlama stratejisinin temelini attı. Bu ”1,000 songs in your pocket.” cümlesini içeren poster. Bu cümle çok basit gibi gözükebilir fakat markaların müşterileri kazanmak için sadece tekniksel terimlerle reklamlar yaptığını düşünürsek ne kadar sıra dışı bir çalışma olduğunu anlayabiliriz. Bu reklamın çıktığı dönemde tüm markalar müşterilerine ürünün ne olduğunu anlatıyordu. Fakat Steve Jobs müşterilerine iPod ile ne yapabileceğini anlatmayı istedi.

Bu yazıyı yazmama ilham veren bir tweet var. Tweet Basecamp’in kurucusu Jason Fried’a ait.

“Here’s what our product can do” and “Here’s what you can do with our product” sound similar, but they are completely different approaches.

Bu sözün ne kadar haklı bir söz olduğunu Apple her geçen gün tekrar tekrar kanıtlıyor bize. Bu doğrultuda artık markalar müşterilerine kesinlikle ürünlerini değil, ürünleri ile neler yapabileceğini açıklamalı. Bu stratejiyi hali hazırda bir çok başarılı bulduğumuz marka benimsedi bile. Evernote’un sitesine girdiğimiz zaman bizi en büyük puntolarla yazılmış “Remember Everything“ sloganı karşılıyor. Evernote’u kullanarak neler yapabileceğinizi özetleyen çok başarılı ve sade bir slogan. Aynı şekilde Twitter bizi “Connect with your friends, get in-the-moment updates, watch events unfold, in real time, from every angle.” cümlesiyle karşılıyor. Farkettiyseniz her iki örnekte de ürün ile ilgili aslında en ufak bir cümle yok. Ürünü kullanarak ne yapabileceğimizi açıklayan sade ve anlam yüklü cümleler var. Aynı Apple’ın iPod örneğinde olduğu gibi, 30 GB saklama alanınız olacak cümlesi yerine 1,000 adet şarkıyı saklayabileceksiniz mantığıyla kendilerini anlatmaya çalışmışlar.

Özet geçmek gerekirse, teknolojinin bu kadar hızlanması maalesef müşterileri geride bırakıyor. Müşteriler ne ürünleri tam anlamıyla anlayabiliyorlar, ne de ürünler arasındaki farkı tam olarak karşılaştırabiliyorlar. Bu noktada ise bütün iş markaların kendilerini ve teknolojilerini müşterinin bir arkadaşıymış gibi samimi bir şekilde müşteriye anlatmasına kalıyor. Bu anlatım şeklinde de gerçekten sadeliği ve samimiyeti yakalayamayan markalar yine kaybetmeye mahkum olacak. Çünkü kolay gibi gözükse de parasını harcayarak sizden bir ürün alacak kişiye samimi gözükebilmek, böyle bir marka dilini oluşturabilmek ve yürütebilmek çok zor.  Günün sonunda, ne kadar Apple’ı övmekten gına gelse de hala Apple’ı konuşuyorsak, bu yaptıkları işin kalitesinin ve başarısının ne kadar büyük olduğunu bize kanıtlıyor.

Twitter'da paylaş Facebook'ta paylaş

E-Posta adresinizi yazarak yeni yazılardan haberdar olabilirsiniz.