Anıl Kıral

Kişisel yazılar ve sektör üzerine karalamalar
Tarih
18 Temmuz 2017
Kategori
Bizim Sektör
Okuma Süresi
3 Dakika

Grevin pazarlaması olur mu?

İzmir‘de yaklaşık 1 haftadır süren İzdeniz grevi var. İşçilerin greve çıkma sebebi İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin çalışanların istediği maaş zammını yapmaması. Bu yüzden de çalışanlar –bana göre haklı olarak– greve çıkma kararı almışlar. Bu yazıya başlamadan önce belirtmek isterim ki işçi haklarının yok sayıldığı her durumda tüm işçilerin birleşerek haklarını aramasının sonuna kadar destekçisiyim. Bu yüzden de bu olaya pazarlama gözünden bakıp grevlerin neden başarısız ya da başarılı olduklarını değerlendirmek istedim.

Grev uygulaması da aynı bir ürün pazarlaması, marka pazarlaması gibi pazarlanabilecek bir değer benim gözümde. Burada her şeyden daha somut bir ürün var, insan gücü. Bu yüzden bu uygulamanın pazarlaması belki de tüm çağımızın teknolojik ya da hizmet bazlı pazarlamalarından daha çok önemsenmeli. Elinizdeki güç bu kadar değerliyken bu gücü iyi kullanabilmek tamamen sizin elinizde.

Devamını Oku

Tarih
14 Haziran 2017
Kategori
Bizim Sektör
Okuma Süresi
3 Dakika

Ürünü değil, yapabildiklerini pazarlayın

Steve Jobs’un neden bu kadar başarılı olduğunu öğrenmek istiyorsak pazarlama dünyasının geleceğini belirleyecek küçük ama etkili tek bir örneğine bakmamız yeterli. MP3’lerin yaygın olarak kullanıldığı bir dönemde Apple, aslında piyasadaki bir çok MP3 ile aynı işleve sahip olan iPod ürünüyle pazara çok hızlı bir şekilde girmiş ve pazarı bir şekilde ele geçirmeyi başarmıştı. Bu başarıyı bu kadar hızlı şekilde elde edebilmesinin sebebi sadece ürünün iyi olması değil aynı zamanda pazarlamasının inanılmaz bir stratejiye sahip olmasıydı. Bu stratejiyi ben kaba tabiriyle markalarınız/ürünleriniz müşterilerinizle konuşsun olarak özetliyorum.

Apple’dan sonra her marka isteyerek ya da istemeyerek de olsa bu stratejiye geçiş yapmaya başladı. Bu strateji çatışmasının en başında yine Microsoft ve Apple geliyordu fakat günümüzde artık Microsoft bile o kaba memur şirketi yapısından çıkıp, Apple gibi müşterisiyle samimi arkadaş olmaya çalışan bir marka olmaya çalışıyor. Bu stratejiye dönülmesinin sebebi bana göre gittikçe bilinçsizleşen müşteriler. Bir çok kişinin aksine ben müşterilerin gittikçe daha fazla bilgi sahibi olduğuna ya da bilinçlendiklerine inanmıyorum. Aksine artık müşteriler satın aldıkları ürünlerin ne işe yaradıklarını ve ne amaçla kullanılması gerektiğini bilmiyorlar, bu konuda inanılmaz bir bilinçsizlik söz konusu. Bunun sebebi teknolojinin bu kadar hızlı bir şekilde ilerlemesi. Daha bir teknolojiyi tam olarak anlayamıyorken sadece bir sene içinde önümüze bambaşka bir teknolojiye sahip ürün geliyor. Bu da haliyle müşterilerin kullandıkları ürünü tanıyamamasını sağlıyor.

Devamını Oku

Tarih
08 Mayıs 2017
Kategori
Bizim Sektör
Okuma Süresi
5 Dakika

Dijitalleşen spor ve inatlaşan biz!

Son yıllarda gözümüzün önünde hızla yükselen e-spor adında bir sektörümüz oldu. Bu sektör böylesine aktif bir şekilde yükselirken biz yine ülke olarak bu gelişmelere gözümüzü kapatıyoruz ve uzaktan izlemeyi tercih ediyoruz. Aslında bunun Türkiye için sebepleri çok belirgin. Çünkü içerisinde oyun kelimesi geçen bir sektörün, Türkiye gibi geleneksel yöntemlere bağlı kalan ülkelerde gelişmesi çok ama çok zor. Çünkü pazar ne kadar büyük olursa olsun, yapılan işler ne kadar yenilikçi olursa olsun bizim mantığımız oyunlar çocuklar içindir cümlesinin dışına çıkamıyor.

E-spor isminden de anlaşılabileceği gibi tamamiyle dijital platformlar üzerinde rakip takımların birbirleriyle mücadelesine yer veren bir spor dalı. Evet, yanlış duymuyorsunuz. Oyuncuların bilgisayar başına geçip mouse ve klavyeleri ile karşı karşıya geldikleri rekabetçi oyunlardan bahsediyorum. Böyle söylenildiği zaman bir çok kişinin ilgisini çekmiyor fakat bu oyunlardan birisi olan Dota 2‘nin son turnuva finalini 20 milyondan fazla kişinin izlediğini ve ödül havuzunda toplam 21 milyon dolara yakın bir para toplandığını söylesem sanırım dikkatinizi çekecektir. Rakamlar oldukça şaşırtıcı ve yeniliğe kapalı olanlar için komik geliyor olabilir fakat hepsi gerçek. Hatta size daha çok şaşıracağınız bir şey söyleyebilirim. 2016 senesinin e-spor pazar değeri 463 milyon dolar. Ne demiştiniz? Sadece oyun oynuyorlar değil mi?

Devamını Oku

Tarih
12 Kasım 2016
Kategori
Bizim Sektör
Okuma Süresi
2 Dakika

Herkes mi girişimci olmalı?

Hepimizin muhteşem işleri var. Her yaptığımız işi sonsuz bir özgüven ile mutlak başarı için yapıyoruz. Tüm girişimlerimiz biraz daha fazla mutluluk, biraz daha takdir edilmek için belki de. Dünya’da silinmeyecek izler bırakmaya çalışıyoruz. Çünkü hepimiz biliyoruz ki bir gün öleceğiz ve bu Dünya üzerinde daha fazla söz söyleme hakkımız olmayacak. Bu yüzden öldükten sonra bizleri anlatabilecek, bizi bu Dünya üzerinde var edebilecek bir şeylerin peşindeyiz.

Bunu yapan kişiler hiç mi yok? Tabii ki var. Bill Gates, Mark Zuckerberg, Steve Jobs ve daha niceleri. Bu sektörde olduğumuz için bu insanları kendimize rol model almamız çok mantıklı. Fakat bu insanların yolundan giderken, hedeflerimizi bu insanlar gibi olalım şeklinde belirlersek, yaşlılığımızda bu hedefi tutturamadığımızda mutlak mutsuzluk ile tanışacağız. Soruyorum size, hepimiz mi böyle olmak zorundayız? Kendisine çok saygı duyduğum Serdar Kuzuloğlu‘nun bu konu ile ilgili bir sözü var.

Devamını Oku

E-Posta adresinizi yazarak yeni yazılardan haberdar olabilirsiniz.