Kendini şanslı mı hissediyorsun ? Şansını dene !

Bıraktın gittin be abi

Bu yazıyı yazmayı hiç bir zaman istemezdim. Olayı anlatmaya halim yok. Buradan okuyabilirsiniz.



Özgür abimi kaybettik.. Yeşil - Kırmızı tribünlerin en genç sete çıkan insanı Özgür abimizi kaybettik.. Efendiliği ile karnı doymayan taraftara 5 kuruşluk kumrusunun yarısını vermesiyle tanıdığımız Özgürümüzü kaybettik.. Hemde bir benzincinin boş yere pompalı tüfek ile vurmasıyla gitti. Diyecek sözüm yok. Bugün cenazesini kaldırdık. Okulumu hep ekerdim Karşıyaka için ama ilk defa böyle hüzünlü bir Karşıyaka için ektim okulumu. Sabah çarşıdaydım. Göztepeliler geliyordu. Yolda sarı-kırmızı görsek kavgaya girdiğimiz Göztepeliler.. Hepsi yanımıza geldi. Kötü gün dostumuzdu Göztepe. Özgür abimde isterdi bunu.. Renklerin kardeşliğini isterdi.. Bu istediğini yerine getirmeye çalıştık. Tüm takımlar oradaydı. Tüm düşmanlarımız, dostlarımız. ulrAslan , GFB , Göztepe , Buca... Herkesin tek söylediği cümle "başınız sağolsun" oluyordu.. Bu cümleye sadece "Eksik olmayın" sözleriyle karşılık verebiliyorduk. Ve o kötü an geldi.. Özgür abim geliyordu.. Bu sefer o kahrolası tabutun içinde geliyordu Özgür abim. Ama korkmadık hiç. Onun ruhu yanımızdaydı biliyorduk.. Binlerce kişilik konvoy ile yürüdü Özgür abim. 3 senedir tanıdığım o efendi abim'in tabutu geldi elime. Hiç birşey diyemiyorum. Yıllardır "bağırın, biz bağırmazsak kim bağırır" diyen, arka tarafları bağırtamıyoruz diye 30 metre aşağıdan sadece gözlerimize bakıp bizi cesaretlendirek Özgür abim.. Artık yok.. Aslında sadece bedeni yok.. Ruhu bizimle..



Armanı! Takip Ettin Düştün Uzun Yollara
Bilseydin Yine Giderdin Ucunda Ölüm Olsa!

Efendi! Delikanlı Gelmezki Hiç Benzeri!
Sen KafKaf'ı Bırakmadın Yirmibir Yıldan Beri!

Şerefsiz! Kör Kurşuna Göğüs Gersek Hepimiz!
Acı Çekmek ÖZGÜR'lükse ÖZGÜR Olduk Hepimiz!
--
Sen öldünya abi.. işte o gece izmirde tanrı bile şarıl şarıl ağladı ama bazılarına sadece yağan yağmurdu bize ise onun göz yaşları ah be dünya neden iyiler ilk gidiyor..



Daha fazla yazmak istemiyorum.
Allah rahmet eylesin..
Uğurlar ola Özgür abim..
Unutulmayacaksın..

Bir masaldı yaşam

Bize bir masaldı verilen hayat. İçinde zaman zaman hüzünü yaşayacağımız bir masaldı. Hüzünle gelen mutluluklar bizi şımartıcaktı belkide.. Yorgun bir hayat. Yorgunluktan biraz fazla da yoğunluk.. Düşünecektik zaman zaman "neredeyiz?" "ne yapmaya geldik?" diye. Buydu bize anlatılan. Bazılarımız yaptı bunu hayata yenik düştü. Ben hayatı yaşadım. Belkide öyle sandım. Sürekli kendimi hayatın kurallarından dışında tuttum. Belkide öyle sandım. Hayatı kurallarına göre oynamamaya çalıştım. Birşeyler yapıp ön plana çıkarmaya çalıştım hep kendimi. Çok dostum oldu, düşmanım az. Dayak yediğimde oldu zaman zaman, dostlarımla 3 gün 3 gece eğlendiğimde. Bu hayatı yaşadım diyebilmem için çok geç daha. Belkide ben öyle sanıyorum. Belkide bu cümleyi kurarken yavaş yavaş uzaklaşıyorum Dünya'dan, yaklaşıyorum sonuma. Dedim ya hayat kurallarına uymadım hiç. Yine uymamaya devam ediyorum. Yarın sonum olsa da diyorum " Yaşadım diyebilmem için çok geç daha"

Gitme sev dedim

Zaten hava sıcak. Baktım geliyor karşıdan hoş bir kız. Baktı. Baktım. "Nasılsın" dedi. "Teşekkürler sen?" dedim. "Sağol" diye yanıt verdi. Gözlerimle şöyle bir süzdüm. Baştan aşağı süzdüm hemde. Baştan başladığım için olsa gerek baş kısmına dikkat etmedim. Gözlerine edemedim dikkat. Tekrar başladım. Bu sefer o hazır sisteme karşı geldim aşağıdan başa süzdüm. Ettim bu sefer gözlerine dikkat. Anladım derdini. Seviyordu.. Uzun bir sessizlik vardı tabii. Baktım. "Gidiyorum" dedi. Üstü kısa, hava soğuk. Dedim "montumu al bırakma kendini yalnız." . Dedi "gerek yok". Baktım. "Sebep?". "Üşümem" dedi. Hani dedim ya gözlerine dikkat ettim. Cidden ettim. "Üşüyorsun.", "hayır" dedi "üşümem". Anlamsız diyaloglar uzadı, dedi "gidiyorum". İçimden geldi "gitme sev". Diyemedim.. Demeliydim.. Son kez baktım. Arkası dönük gidiyordu... Üzüldüm...

Soruyorum size "metinde ne anlatılmak istenmiştir"

En çok neresini seviyorum?

Karbonizma'dan gelen bu mim'i değerlendirmek istiyorum. Çok seviyorum ben bu mimleri ya. Ne bileyim bloglar arası kaynaşma için değerli bu mim şeysi. Herneyse gelelim konumuza. Blogumun en çok neresini seviyorum ? Ben blogumun en çok şu yandaki bağlantılar kısmını seviyorum. Oraya her baktığımda başka bloglardan kendi blogumda izler buluyorum. Buda beni sevindiriyor. Bir ikinci hakkımı daha kullanıp bir sevdiğim daha yer belirtmek istiyorum. Şu yukarıda "hikaye prenses diana'nın ölüm haberi ile başlamıştı" yazısına tapıyorum resmen. Neden bilmiyorum ama bu cümleyi ilk bulduğumdan beri bana çok güzel gelmiştir. Sanki böyle insanı birşeyler düşünmeye zorluyor gibi. Fakat hiç düşünmeye zorlama çünkü hiç bi anlamı yok bu cümlenin. Yada zorla amacım yerine gelsin. Ben bu mim'i renkdaşım gyepesto'ya yollamak istiyorum.

Bir dostum olsun

Bir dostum olsun istedim dönem dönem..
Herşeyi paylaşabileceğim, sevgiyle sarılabileceğim bir yandan birbirimize saygımızı hiç unutmadan sarılabileceğim bir dostum.. Telefonla beni aradığında "napıyorsun" diyeceğine "nasılsın" diyebilecek bir dostum olsun. Cinsiyeti farketmez. Dost dediğin zaten senin karşında cinsiyeti olmaz. Her koşulda doğruyu söylebilcek bir dostum olsun. Birde öyle 2 yıllık arkadaşlıktan sonra dostum olmasın. Biranda çıksın karşıma. Bakışlarıyla büyülesin beni biraz. Otursun yanıma "adın ne?" desin o sıcak bakışlarıyla. "anıl" diyeyim ve sonrasında hemen "ne kadar güzel bir ismin var" desin. Dostum olsun sadece.. Muhabbet edeyim derin derin. Hemde çok derin olsun. Ailemle, arkadaşlarımla birlikte inemeyeceğim o derinlikte tek dostum o olsun. Bana hiç bir zaman ağzından değil gözlerinden konuşsun. Zaten anlarım ben onu gözlerinden.. Bana hayatı anlatsın. Anlatmanın akabinde hayatı yaşatsın. Hemde en dolusundan yaşatsın. Tabii benimle hayatı yaşarken oda doysun hayatın bir köşesinden..

Bugün dostum ile 10. seneme giriyorum. İyiki varsın buse'm..
hep yanımdasın..
daima..
biliyorum..
çünkü ben senim..

Bir hata değil

Bir ülkeyi, bir vatanı sevmek kesinlikle bir hata değildir. Bu yazıyı okuyanların hepsi ilk cümleye katılacaklardır eminim fakat bu insanlar 40-80 dönemlerinde, yada onların arasında bir dönemde yaşamışsa bu cümleye karşı gelmiştir...

 Bakıyorum Nazım Hikmet'e.. Şiirleri çok güzel. Kişiliği ve vatan sevgisi ona keza muhteşem. Fakat sadece düşüncelerini savundu diye Türk vatandaşlığından çıkar. Birde çok övüneceğimiz bir şeymiş gibi hala bununla hava atan insanlar var. "Nazım Hikmet Türk vatandaşlığından çıkarıldı, siz daha okuyun" gibisinden. Nazım Hikmet'in Türk vatandaşlığından çıkarılma sebebi gayette bizim odunluğumuzdan kaynaklanıyor bence. Dünya Vatandaşı olan bir kişinin şiirleri tüm Dünyada okunurken Türkiyede yasak. Ama bizim çakallıklarımız yine bitmiyor. Adam bir destan yazıyor hemen sahipleniyoruz Türk Destanları diye. Bir şiir'i ödül alıyor "İşte Türkiye bu" diyoruz. Yazık. Çıkarcılığın artık nasıl bir raddesine geldiysek bu yaptıklarımızın hepsi doğal geliyor. Çıkarcılığın artık nasıl bir raddesine geldiysek pişkin pişkin gülüyoruz bu olaylara..

İstemeyen okumasın

diyenleri anlamıyorum doğrusu. Nasıl oluyorda bu kadar rahat oluyosunuz olum ! Şahsen benim yazılarım birinin hoşuna gitmeyince, yazılarıma yorum alamayınca diyorum ki "boş yere kürek çekiyosun" . Doğrusu boş yere, hit almak içinde yazı yazmak istemiyorum. Çünkü zaten beni takip eden insan profili genellikle yazılarımı güzel bulan, beni daha çok tanımak isteyen kişilerdir. Yazılarımı okumayınca belki çok şey kaçırmazsın ama oku yani heyecanlı olur yazılarım genelde. RSS takipçimde az zaten ona bile moralim bozuluyor birde böyle "istemeyen okumasın banane" tavırları takınna kişileri görünce iyice moralim bitiyor, yok oluyor. Oku, okumak güzeldir mayk.